Ferman Akgül Fan Sitesi


 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

  TTNET Manga Röportajı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
yoNc@

avatar

Mesaj Sayısı : 2318
Kayıt tarihi : 27/03/10
Yaş : 22
Nerden : cehennemin dibinden...

MesajKonu: TTNET Manga Röportajı   Çarş. Eyl. 15, 2010 6:17 pm

"Bir Kadın Çizeceksin" şarkısı ile yakaladığı başarıyı "Dursun Zaman" ve "Bitti Rüya" ile de sürdüren ve verdiği birçok konserle beraber başarısını perçinleyen maNga ile uzun bir aranın ardından çıkan yeni albümleri "Şehr-i Hüzün"ü konuştuk. Grup aradan geçen dört yılda neler yaptığını, Ömer Hayyam'a ve Karacaoğlan'a değin varan müzik yolculuğunu siz TTNET MÜZİK kullanıcıları için anlattı.


Yurt dışında belki normal ama Türkiye için uzun bir ara değil mi dört buçuk yıl?
Ferman: Geçen süre uzun bir ara, kısa bir ara gibi bahsedemeyiz ama "Olması gereken bu" diyoruz biz. İki sene turne için, iki sene de kafamızdaki şeyleri toparlamak; İstanbul'a alışmak, özel hayatlarımızı kurmak, yazacak bir şeyler bulmak için. Zaten toplamı dört sene ediyor. Aslında ilk albümün öncesinde de bir üç sene var mesela... Albümün kayıt sürecini de bilinçli olarak uzun tuttuk. 2007 Mayıs'ta başladık kayda, 2008 Aralık'ta bitirdik. Tabii araya dönem dönem inişler, çıkışlar, boşluklar, kapanmalar, düşünmeler ve tekrar stüdyoya girmeler de girdi ama üç-dört ayda bitsin demedik, rahat olalım istedik. Bir de zaten ufak tefek gecikmeler olunca, "Artık insanlar buna gecikti gözüyle bakıyor, bir iki ay daha sarkabiliriz" diye düşünüyorsunuz. Bazı gruplar senede bir albüm yapabiliyor, bu çok zor bir şey değil. Elinizde başarılı bir albüm varsa, o albümdeki formülleri alıp çok rahat bir albüm yapabilirsiniz ki bizim melodi yaratma konusunda hiçbir kaygımız olmuyor. Şu anda girsek herhalde iki-üç ay içinde bir albüm yaparız ama yaptığımız çalışma gerçek bir albüm olmaz.


"Şehr-i Hüzün"de ilk albümde olmayan neler var?
Yağmur: Bu albüm öncesinde daha evvel dinlemediğimiz şeyler dinlemeye çalıştık. Sadece müzik değil; edebiyat olsun, sinema olsun mümkün olduğunca her uca gitmeye çalıştık. Çünkü hayattaki deneyimlerimiz dışında bu tarz şeyler de bize ilham olabiliyor. Özellikle müzikal anlamda bakarsak; bire bir albüme uygulamadık ama sanat müziği ile, klasik müzik ile çok alakamız oldu. Klişe olacak ama gerçek; daha olgun bir albüm, anlatmak istediklerimizi daha net anlatabildiğimiz, hayal dünyası daha geniş bir albüm "Şehr-i Hüzün". Bunda kazandığımız deneyimin ve turneler sırasında gördüğümüz illerin etkisi olduğunu düşünüyoruz.

Ferman: Kesinlikle daha ağır, daha oturmuş bir albüm.



İlk albümden beri tarzınız 'nu metal' olarak adlandırılıyor. Sizin kendinizi koyduğunuz bir kategori var mı?
Ferman: İlk albümde 'nu metal' ismine ihtiyaç vardı. Birilerinin bu ismi koyması gerekiyordu. Biz de zaten 94'lerle başlayan o akımdan etkinlendiğimizi söylüyor, "Linkin Park" ismini veriyorduk. Fakat bu albümde bizi, demin de dediğimiz gibi başka şeyler çok etkiledi. Bir isim konacaksa ne olması gerektiğini çok bilemiyoruz. Tek emin olduğumuz şey artık bir maNga tarzı yaratmaya başladığımız... Rock, rap, elektronik ve Türk müziği denecektir mutlaka. California'da Standford Üniversitesi Radyosu'nda Top 30'de 2 numaraya yerleşmişti bizim albüm. Onlar bizim müziğimizi 'world music/reggae' gibi bir kategoriye sokmuşlar. Burada 'nu metal' ya da 'rock-rap' denebiliyor. Aslında bu kimin duyduğuyla da çok alakalı. Yoksa "Tarz isimlerine de çok takılmamak lazım" diye düşünüyoruz.

Yağmur: Açıkçası bu albüme 'nu metal' deyip noktayı koymak, aslında haksızlık olur. Gerek melodiler olsun, gerek giriş-çıkışlar olsun, şarkılar çok daha farklı yerlere gidebiliyor. Aslında kategorizasyon dinleyiciyi yönlendirmek ve işini kolaylaştırmak için pazarda kullanılan bir şey, bunu yadırgamıyoruz. Genel olarak rock müzik diyebiliriz kesinlikle. Onun dışında özellikle bu albüm için kategori seçmek zor.

Ferman: Rock diyoruz ama "Her Aşk Ölümü Tadacak" ya da "Gecenin Ritmi"ni, dinlediğiniz zaman olay yine bambaşka bir yere gidiyor. O yüzden sınırlandıramıyoruz.



Albüm tarz olarak daha farklı ama çıkış şarkınız "Dünyanın Sonuna Doğmuşum" aslında ilk albümdekilere benzer bir şarkı değil mi?

Ferman: İlk albüme daha yakın bir şarkı olduğu doğru, bu eleştirinin geleceğini de görebiliyorduk. Ancak bu albüm daha ağır olduğu için, içimizden ağır bir şarkıyla çıkmak gelmedi. Bu kadar aradan sonra hareketli bir şarkıyla çıkmak çok daha doğru geldi. Hareketli seçilebilecek şarkılardan da zaten uygun birkaç şarkıdan biriydi. "Evdeki Ses" ile çıkılırdı ya da bununla çıkılırdı. Hiçbir zaman cover ile çıkmayı düşünmediğimiz için "Dünyanın Sonuna Doğmuşum"u tercih ettik.


Hem ilk albümün çıkış şarkısı "Bir Kadın Çizeceksin"de, hem de bu albümün çıkış şarkısı "Dünyanın Sonuna Doğmuşum"a bir karşı cins eleştirisi var...

Ferman: "Bir Kadın Çizeceksin"de karşı cinsten yola çıkıp yapılan bir öz eleştiri var. Orada erkek kendini eleştiriyor; saplantılarını, biri onu bırakıp gittiği zamanki ruh halini, hem kendini hem karşısındakini eleştiriyor. Bunda da öyle; aslında bir kadın-erkek ayrımı yok, insan eleştiriliyor. İnsanın kendi kendine kalıp da, kendine itiraf edemediği şeyler söyleniyor. "Neden kendimize itiraf edemiyoruz çoğu şeyi, neden ayanaya bakamıyoruz?" o irdeleniyor.



Şarkıya yarışma programlarına bolca gönderme yapan bir de klip çekildi. Bu fikir kime ait?
Ferman: Bu klibin fikrini Hadi Elazzi ve onun asistanları ortaya attı. Bizim seneler öncesinden televizyondaki programlarla ilgili düşüncelerimiz vardı ama netleşmemişlerdi ve unutmuştuk. Baktık ki, Hadi ve ekibi böyle bir senaryo yazmışlar, çok hoşumuza gitti. Klibi Sign Your Song(Grubun albüm yapma hakkını kazandığı yarışma)'dan beri tanıdığımız "Yonn Thomas" çekti. Kliplerini çok iyi bildiğimiz, çok güvendiğimiz bir adam. Başrolde Vedat Abi (Özdemiroğlu) oynadı, o yarışmalara girip kendini kaybeden adam rolünde. Esra ve Ceyda Kardeşler de oynadı, o da bir ironi yarattı; gerçek ve sanal arasındaki köprü. O açıdan ilginç oldu onların oynaması da.



Tuluyhan Uğurlu imzası da var albümde. Bu ortaklık nasıl doğdu?
Yağmur: Benim iyi müzik dinleyen bir ailem var. Ortaokul yıllarında "Go With God" diye bir kasedi vardı bizde, onu çok dinlerdim. New age sound'u diyebilirim. Daha sonra hepimizin bildiği "İstanbul Kanatlarımın Altında" filminin ana temasını duyduğumuzda kendimizi çok yakın hissettik. Oradaki o hoş minör tınıyı kullanmak istedik. İlk albüme yetişmedi. İkinci albüm hazırlıklarında ön bir demo hazırlayıp Tuluyhan Uğurlu'ya dinlettik. Fikri de, sözleri de beğendi, "Tamam yapalım" dedi. Sonra kendi de bize eşlik etti "Hayat Bu İşte"de. Stüdyoda da aramızda güzel bir iletişim oldu, hatta albüm açılışındaki enstrümantal "Gün Doğumu"n da eşlik etti.



"Üryan Geldim"de de Karacaoğlan'ın bir dörtlüğü var...
Yağmur: Şarkının Karacaoğlan kısmı hariç, beste ve müziğini ben yaptım. Başlarken kafamda Karacaoğlan'dan bir şiir kullanmak yoktu. Elimde sadece bir müzikal yapı vardı. Alt metninde de tam olarak kelimelere dökemediğim bir hissiyat vardı: ölüm teması ve doğuş. İnsanoğlu için en büyük travma doğum. Ölümden sonra ne olacağınıysa bilemiyoruz. Benim kafamda yalnız çıkılan bir yolculuk vardı. Bir insan hiçbir yükü yok, yüklerden kastım mecazi yükler; sıfatlar, isimler, giysiler, modern hayatın bizlere yüklediği bir sürü obje... Bunlar olmadan yolculuğa çıkılsaydı, sadece çıplak olarak. Şarkıyı tamamen öyle bir ruh haliyle yazmaya başladım. Nakarat kısmına geldiğim zaman bir çok denemem oldu ama açıkçası o sözleri çıkaramıyordum. Araştırırken Karacaoğlan'ın bu dörtlüğüne rastladım ve "Gerçekten bu işte!" dedim. Öğe ve yüklemlerde ufak tefek yer değiştirmeler yaptık ama anlamsal bütünlüğü koruduğumuzu düşünüyorum. Ferman'ın sesine de çok yakıştı. Dinlediği zaman insankları derin duygulara sevkedeceğini düşündüğümüz bir iş çıktı ortaya.



Grup müziği ortak bir iş, albümde kimin ne katkısı oldu?
Yağmur: Genel olarak baktığımızda müzikal yaratıcılık süreci Ferman ve bende daha ağırlıklı söz ve beste dağılımında. Ama bu hep böyle olacak diye de bir şey yok. Onun dışında ilk albümde olmayan Efe'nin de iki şarkının yaratıcı sürecinde katkısı oldu. Ben grup elemanlığı kimliğimin yanı sıra yardımcı prodüktörlük yaptım. Düzenlemeleri de Haluk'la (Kurosman) birlikte çalıştık ağırlıklı olarak. Albümle birlikte ek olarak verilen DVD işini Ferman tamamen kendi yönetti. Artwork olsun, web sayfası dizaynı olsun, grafiker arkadaşların yanı sıra gruptan Efe'nin yine katkısı oldu. Yani herkesin bir yerden tuzu oldu çorbaya.



Turnelerinizde söylediğiniz coverlardan biriydi "Evdeki Ses". "Şehr-i Hüzne" girmeyi de başarmış. Sadece albümü alanlar başka hangi şarkıları kaçırıyorlar?
İtiraf etmek gerekirse, o zamanlar tek albümü olan bir grup olduğumuz için, sahnede belirli bir süreyi doldurma sıkıntısı yaşıyabiliyorduk. O yüzden konserlerde güzel tepki alldığımız birkaç cover'ı da yanımızda taşıyorduk. Yeni konser çalışmaları için provalarımız devam ediyor. "Evdeki Ses" dışında neler koyabiliriz tam karar veremedik. Önceden "Gangsta's Paradise", "Du Hast" ve çok uzun sürmedi ama Pixies'den de çalışıyorduk. Artık kendimizden daha çok şarkı olduğu için ya çok az cover olacak ya da hiç olmayacak. Orijinal hoş bir şey yaparsak ve bize de yakışırsa, yine yapabiliriz tabii.



Bu yaz yine birçok festival var. Sizin katılacağınız festivaller var mı?
Ferman: Bulgaristan'da bir organizasyona katılacağız. Limp Bizkit'in headliner'ı olduk. Dört grup çıkacağız, Sofya'da gerçekleşecek. Bunun haricinde net bir şey yok. Kesinleşen programları resmi sitemiz www.mangaweb.tr üzerinden açıklayacağız.


Ali Murat Ergül
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.manga.web.tr
 
TTNET Manga Röportajı
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Hilary Duff Röportajı

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ferman Akgül Fan Sitesi :: Sadece Ferman! :: Ferman'a Mesajlar-
Buraya geçin: