Ferman Akgül Fan Sitesi


 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

  Noluyor Orda..

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
yoNc@

avatar

Mesaj Sayısı : 2318
Kayıt tarihi : 27/03/10
Yaş : 22
Nerden : cehennemin dibinden...

MesajKonu: Noluyor Orda..   Çarş. Eyl. 15, 2010 6:13 pm

Manga’nın ilk albümü çıkalı henüz 7 ay oldu. Ama grup, yedi yılda kazanılabilecek bir başarı yakaladı. Birçok yerde onlar için, “ Türkiye’nin en iyi ve popüler grubu denmeye başladı bile. Ama onlar bundan tedirgin ve “Bizim daha yapacak çok şeyimiz var diyorlar. “İlk albümde en yüksek satışı yakalayan rock grubu” ünvanının kazanan Manga elemanlarıyla söyleşmek için kolları sıvadık. Ayın her gününü konserlerle geçiren, 32 kenti kapsayan turne yapmış rock yıldızlarıyla karşılayacağımız sanırken; sanki daha albümü yeni çıkıyormuşcasına heyacanlı bir grup çıktı karşımıza.

Manga’nın albümü çıkalı 7 ay oldu. Bu süre içinde Manga iyi bir satış yaptı. Bu beklediğiniz bir şey miydi.?
Ferman (Vokalist) : Herşeyden önce çok mutluyuz. Çünkü 3 senedir verdiğimiz çabanın ürününü görüyoruz artık.Bir yerlere gelebildiğimizi görmek bizi çok mutlu ediyor ama bu kadar kısa sürede dikkatlerin üstümüze çevrilmesi bizi biraz tedirgin etti. En basitinden bir ay boyunca 30 tane konsere gider olduk. Çoğu yerde bizim hakkımızda konuşulmaya başlandı. Televizyonda kliplerimiz dönmeye başladı ve biz bu hızlı çıkış bizi korkutmaya başladı.

Bu tedirginliğin kaynağı piyasa çarklarının içinde kalıp, müziğinizden taviz vereceğiniz korkusu muydu?
Ferman : Taviz verme değil de, çok göz önüne çıkmıştık. Bir yandan çok sevildik, bazen çok eleştrildik ama sürekli konuşulmaya başladık. Açıkcası bizim hayalimizde şu vardı: Albüm bizim için 3 yıl öncesi hayaldi. Albümü çıkartırız, sonra yavaş yavaş ilerler, otururuz bir yere. Şimdi birden böyle olduğu zaman tüketilmekten korkuyoruz. Anadolu’da bir konserde, Belediye Başkanı çıkıp bizi, “Türkiye’nin en iyi grubunu, en popüler grubunu getirdik sizler için” falan dedi... İşte o anda sahneye çıkarken abondone oluyorsunuz.Tamam biz iyi bir çıkış yaptık ama çok yeniyiz daha. Ne Türkiye’nin en iyi gruplarından biriyiz, ne de başka birşey.

Ama Türkiye’nin en pahalı rock gruplarından birisiniz. En azından bunu telaffuz eden organizatörler var.
Ferman: Valla bilmiyoruz... (Hafif gülüşmelerden sonra).
Yağmur: O işin ‘bussiness’ tarafı, biz müzisyeniz. Bunun menejeri var, çalışanları var. Bayağı büyük kollara ayrılmış işleri var, biz oralarıyla ilgilenemiyoruz.

Yani paralar gelmiyor size...
(Tekrar gülüşmeler) Ferman: Biz Türkiye’nin en iyi grubundan biri olmak istiyoruz. Bunu yavaş yavaş, basamaklarına çıka çıka sağlam yapmak istiyoruz. İyi bir çıkış var ama biz kafa olarak orda değiliz. Bizim için daha yapacak çok şey var. Bu sebeple kendimizi bu başarının gerisinde tutmayı düşünüyoruz. Kolay tüketilmeyelim, daha iyi işler yapalım gibisinden düşünceler içindeyiz.

İnsanların ikinci albüm için beklentileri sizde sıkıntı yaratıyor mu?
Özgür (Davulcu): Eskiden bestelerimiz oluştururken daha duygusal , daha müzisyen gözüyle yaklaşırdık. Şimdi insanlar bizden çok daha iyi şeyler bekliyor. Bu uslup üzerinde bir baskı yaratıyor.

Ankara’da barlarda müzik yapıyordunuz. Bildiğim kadarıyla Limon isimli mekan bunların başında geliyor. Orada kendine özgü müdavimleriniz vardı ve onlarla bire bir paylaşım içindeydiniz. O kitlenin size bakışı bu yükselişten sonra nasıl oldu.
Cem (Bascı): O kitle Manga konusunda benim görüşüme göre ikiye ayrılıyor. Bir kitle “Onlar artık Limon’daki grup değil. Onlar şurda, burda” dedi. Bir grup dinleyici de halâ bizim yanımızda,”Hayır onlar aynı Manga”diyorlar.
Yağmur (Gitarist): Bizim Ankara’daki diğer gruplardan en büyük farkımız, bar programında cover’ların arasına kendi bestelerimizi sıkıştırmaktı... Zamanla kendi bestelerimizden de istek alır olduk. Açıkcası albümde yeralan bir çok parçamız Limon Bar’da çalıp, elektrik yakaladığımız çalışmalardı.

Biraz labaratuar görevi gördü yani....
Cem: Aynen öyle oldu. Bar programında çalarken, birçok parçamız gelişti, yeni şeyler kazandı. O nedenle o gün yaptığımızla, albüm arasında bir fark yok. Yağmur: Belirli bir kitleye hitap ediyorduk, belki de bazı insanlar için özeldik... Yani insanlarda böyle bir psikoloji var; bazı şeylerin kendine ait olmasını istiyor. Beraber takılıyor, bira içiyorduk. Seyircimizle çok şeyi paylaşıyorduk. Belki klip mılip çıkınca böyle bir yargı olmuş olabilir.

Şarkı sözlerinizde yer yer protest bir tavır var., Ama bu karşı çıkış alışılagelmişin dışında bireyin çevresinden hareketle oluşuyor. Sözlere bakıyoruz önce birey anlatıyor, o bireyin içinden de toplumsal çarpıklığa vurgu yapılıyor. Manga’nın dışavurumu nasıl tanımlanabilir?
Özgür: Bu bilinçli olarak ortaya çıkmış protest bir tavır değil. Sözler ve müzikler ortaya çıkarken hep yaşanmışlıklar ve kişisel rahatsızlıklar bir şekilde bunların temelindeydi. Genel olan böyle bir durum var. Bundan sonrakinde de bilinçli olarak biz şuna karşı çıkmalıyız tavrında olmayacağız. Sadece rahatsız olduğumuz şeyleri ifade etmeye çalışacağız. Bazı şeylere karşı olmanın bir trend olduğu gerçek ve bu da bilinçsiz bir trend.... İnsanlar bir çok şeye karşı çıkıyorlar ya da bir çok şeye sahip olmak dürtüsüyle hareket ediyorlar. Bu fikir de olabilir, ideoloji de olabilir, giyim kuşam da olabilir. Protest tavır olarak karşısında durduğumuz birşey var o da; otorite...Ama bu otorite de, kalıplaşmış bir otorite değil. Bunu sadece devletle, hükümetle sınırlandırmak doğru değil. Bu okulda öğretmendir, müdürdür... Ailede ebeveyndir. Mahallede senden 5 yaş büyük abidir.

Siz ilk çıktığınızda insanlar müziğinizi ‘Nu Metal’ diye isimlendirdi. Fakat siz belirli kategoriler içinde isimlendirilmek istemiyorsunuz. Farklı tarzları müziğinizde eritiyorsunuz. Ama bir de şöyle bir çaresizlik var hani. Mesela blues dinleyen biri sizi dinleyebilecek mi?
Özgür: Biz isteriz açıkcası... Yola çıktığımızda belirli bir zümre ya da kitlemiz olmasın istedik. Kurulduğumuz dönemde bir boşluk vardı ve hakkaten iyi bir zamanda çıktık. Tarz olarak o dönemde çok bir şey yoktu. Bizim tek hayalimiz Manga’ya özgü bir tarz yakalamaktı. İlk albümde buna adım attık, ilerde bir Manga tarzı oturtabilmeyi amaçlıyoruz. Bu yüzden bir sınıfa sokmuyoruz. Sürekli farklı şeyler dinlemeye çalışıyoruz. Mesela ben blues, caz dinlemezdim, şimdi dört beş albüm aldım. Ne bileyim herkes farklı şeyler dinleyip, tarzımıza katkıda bulunmalı. İyi müziğin bir sınırı yoktur. Gothic, doom metal yapan bir grubu da dinlersiniz. Klavyeyi çok iyi kullanmıştır, bayan opera vokali çok iyi oturmuştur ya da bir şey hissettirir dinlersiniz... Ama Orhan Gencebay’ı da dinlersiniz o ruh hali içinde. Ne bileyim Whisky’nin yıllar öncesinden bir parçasını da dinlersiniz; “Babalar yapmış” diye. Biz sürekli müzikal gelişim içindeyiz ve bulunduğumuz yaş grubundan da dolayı bir çok şeye ulaşabiliyoruz. Köken olarak rock kültüründen geliyoruz. Klasik anlayıştaki düzen içinde bas, gitar, davul, vokal gibi bir düzeni koruyoruz. Ama buna empoze ettiğimiz şeyler, bir gereklilikten dolayı oluyor. Çünkü şarkıları yaparken, içinde başka enstrümanlar kullanmak istiyoruz. Bunları kullanırken de elektronik yapı gerekiyor. Şarkı daha güzel gelsin, iyi olsun diye öyle davranıyoruz. Mesela Ferman’ın en son dinlediği Erik Truffaz’ın caz albümü... Truffaz orada bir hip hop’çıyla beraber çalışmış. Başka bir albümü dinliyorsunuz progressive rock gibi. Miles Davis’in de öyledir. Hiç bir albümü başka bir albüme benzemez. Ve bir çok türü denemekten kaçınmamıştır.

Miles Davis’in rock yaptığını düşünün adamı yerin dibine batırırdık, ama caz’da deneyler yapılınca caz mayası ağır başıyor.
Özgür: Son yirmi, otuz yıldır, müzik kültüründeki bu gelişim,bir şekilde rock’a da yansıdı. Sonuçta rock’ın da geçirdiği evrelere bir bakarsanız; caz’dan çıkıp rock’n roll’a ulaşılmış. Oradan hard rock, ondan sonra New Wave Of British Heavy Metal arkasından, Punk, thrash falan devam etmiş. Burada bir gelişim süreci görüyoruz. Zaten bu gelişim kaçınılmaz. Farklı farklı türler var, insanlar bu işi yaparlar ama bizim şu anda yaptığımız, bu türlerden herhangi birisine kilitlenip kalmak değil.
Cem: Kendi içimizde bir ket vurma olayımız yok yani. Bakış açımız genel olarak; iyi veya kötü müzik... Aman ha burası çok rap oldu, burası biraz pop oldu falan diye konuşmalarımız olmuyor. Nasıl hissediyorsak, öyle çalıyoruz. Ve hatta Manga içindeki bu müzik çeşitliliği üstüne bi de grup üyelerinin farklı tarzları sevmeleri de söz konusu. Örneğin Ferman’ın hip hop, rapsevgisi; Yağmur’un çocukluğundan kalma klasik müzik meraki..İşte bunlar müziğimizdeki çeşitliliği oluşturuyor.
Yağmur: Mesela Nu Metal’de gitar solosu yoktur. Eğer biz bir parçada gitar solosu istiyorsak, öyle bir gitar solosu koyarız hani.

Aman çocuklar ciddi misiniz. Bu alternatif tarzlar çıktı çıkalı gitar solosuna hasret kalmıştık.
Yağmur: Abi yani gerekirse solo da atarız, gitar da kırarız. Yani öyle. “Yok öyle olmasın, çok demode” falan gibi bir şeyimiz yok. Hatta bizim “Yalan” parçamızda ufak bir gitar solosu da vardır. O da sahnede çıkmıştı. Çok güzel oturdu, kullandık. Bakarsın ikinci albümde daha da yoğun olabilir ama bu eski kuşak dinleyiciye iyi gözükelim diye olmaz. Uyarsa parçaya tabiki koyarız.

Sizin albümde yer yer doğu ezgileri var ama bu geçmişte Anadolu Rock ya da Moğollar’daki gibi halk ezgileri değil de kentin içinde göç olgusuyla ortaya çıkan arabesk’i baz almıssınız gibi.
Cem: Tabi arabesk’de var. Ortadoğu etkileri var.
Özgür:Bu tespit çok doğru. Çünkü biz şehrin içinde yetişmiş insanlarız. Bir şekilde ortaokul, lise dönemlerimizde yabancı dil öğrendik ve yabancı müzikler dinledik ama Moğollar, Barış Manço, Edip Akbayram, gibi ustaların dönemindeki gibi Türkülere aşina değildik. Örneğin Barış Manço ilk patlamasını “Çıt Çıt Çedene”nin rock versiyornuyla yapmış. O dönem ülkede insanların gerçekten türküyle bağdaştırabilecekleri şeyler vardı. Zamanın birinde bir röportajda okumuştum... Sanırım Nejat Yavaşoğulları’yla yapılmış bir röportajdı. Orada çeşme başında bir kız görüp, aşık olacağımız bir durum yok diyordu. Katılıyorum, artık hepimizin evinde kendine ait bir çeşmesi var. Veya sabah tarlaya gitme gibi bir durumumuz yok. Biz kentte büyüdük, benim babam evde saz çalmıyordu. İki ay önce de Cahit Berkay’ın bir röportajını okumuştum. Fransa’ya gidecekleri zaman Avrupa’lı müzisyenlerden farklı bir şey yapmanın daha doğru olacağını düşünmüşler. O yüzden Türk enstrümanlarını müziklerine katmışlar. Bu yüzden gittikleri anda da bir plak anlaşması imzalıyorlar.
Cem: Ortadoğululuk mevzuuna gelince...

Aman şimdi de Büyük Ortadoğu Projesine kaydırmayalım muhabbeti çocuklar. Söyleşiyi bitiremeyiz ha.
Cem: (Gülüşmeler) Ortadoğu mevzunu şöyle açıklayabiliriz; Biz kent çocuğuyuz. Büyük kentin de yozlaşma süreci vardır. Yani arabada çalan İbrahim Tatlıses, Orhan Gencebay gibi şarkıları duyuyorsunuz: Ondan başka ortaokuldan itibaren aldığınız bir Batı kültürü var. Kentdeki Ortadoğu’lulaşma süreci bizim müziğimize de ister istemez yansıyor. Müziğimizde saf Türk ezgileri ya da Doğu olması iddiasında değiliz.
Ferman: Şarkı söylerken ister istemez arabesk etkili bir nağme çıkıveriyor.

Bir de sizi reklamlarda gördük. Bu sizce doğru mu?
Cem: Biz de bunu kendi içimizde çok tartıştık. Bu bize ilk olarak bir turne teklifi olarak geldi. Manga olarak amacımız, olabildiğince çok konser verebilmek. Konser grubuyuz ve konsere çıkmak bizi sevindiriyor. İş böyle gelince de konser olacak, iyi falan diye baktık.
Yağmur: Turne gibi iyi bir şeye hizmet ettiği için “evet” dedik, bu reklama.

Sizler grubun bir elemanına haksızlık yapıyorsunuz...
(Ortalık bir anda buz kesti ve elemanlar şaşkınlıkla birbirlerine baktı... Şaşkınlığı üzerinden atan ilk kişi Ferman olacaktı.) Ferman: Kime?

Sizin kahramanınız olan bir elemana
(Bütün elemanlar bir anda rahatlayarak, gülüşmeye başladı.)

Spa’yı biraz klipte oynattınız, sonra unutttunuz. Biraz konu mankeni muamelesi yapmıyor musunuz ona?
Cem: O tatilde, çok yorulmuştu da.
Ferman: Aslında onun için o kadar çok plan var ki kafamızda. Konserlerde hakikaten bizimle beraber gibi. Avrupa’daki gruplarda bu tip maskotlar oluyor, örneğin Iron Maiden’in Eddie’si var, heryerde onu görürsünüz. Bir de biz hâlâ Spa’ya istediğimiz animasyonu yaptıramadık hani. Çünkü Türkiye’de bu olay çok pahalı. Gerçekten bizim albüm maliyetimizi bile aşacak denli bütçeler gerekiyor. Ama gene de bir şeyler yapmayı deneyeceğiz. Mesela Rock’n Coke’ın tanıtım broşürlerine kendi resmimizi koymadık, sadece Spa var. Belki ilerde biz hiç olmayacağız, sadece o olacak.

Albümünüzün satış rakamları doyurucu oldu mu?
Yağmur: Şu ana kadar ilk albümde en yüksek satış yapan ilk rock grubuyuz.

Son dönem rock gruplarının çıkışında prodüktörlerin bu konuyla alakalı insanlar olmasının da payı var sanırım.
Ferman: Biz Sing A Song yarışmasında bir başarı elde etmiştik ama yolun çok başındaydık. O günlerde bize destek olup, yerinde söylemek gerekirse delilik boyutunda bizi destekleyen Haluk Kurosman’la çalıştık.
Cem: Biz müzisyeniz ama prodüktörün görevi albümün halka anlaşılır bir şekilde ulaşmasını sağlayacak kişi olmasıdır. Örneğin sen gitarist olarak şarkının orta yerinde garip bir kompozisyon yazabilirsin. Ama prodüktör “kardeşim orada öyle bir solo bozabilir, vokal partisyonu daha iyi gider” diyebilir. Böylece şarkının daha düzenli ve dinleyiciye daha kolay ulaşır hale getirebilir. Bizim açımızdan şöyle bir ürkütücü yanı var; adam kalkıp, istediğm gibi bas çaldırmayabilir sana. Biz açıkcası daha önceden prodüktör olayının bu denli farkında değildik. Örnek vermek gerekirse, bunu Mor ve Ötesi çok iyi başardı. 4 albüm yaptılar ve en sonunda çıkan albümde gerçek bir prodüktörle çalışıp, başarıya ulaştılar. Buradaki prodüktör, Pentagram grubunun bascısı Tarkan Gözübüyük’tü ve grubu geniş kitlelere taşıyacak bir albüm oluşturdu. Ciddi bir prodüktörün mahareti iyice ortaya çıkıyor, hani.

Albümün çıkışından sonra konser turu yaptınız. Tepkiler nasıldı?
Cem: Aşağı yukarı 32 il gezdik. Çok iyi oldu bizim için. Böylece biz biraz da bu müziği yayma misyonu yüklendik diyebiliriz.
Özgür: Oralarda bu müziği yapmak isteyen çok insan var, yaptırılmıyor. Biz oralara gidince onların da önleri açılmaya başlıyor.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.manga.web.tr
TWEETY__SABRINKA

avatar

Mesaj Sayısı : 455
Kayıt tarihi : 20/08/10
Yaş : 25
Nerden : Azerbaycan

MesajKonu: Geri: Noluyor Orda..   Çarş. Eyl. 15, 2010 10:27 pm

Yoncam,sag ol canim okuyamdim ,amma copy etdim sonra okurum ,chook uzunu onda Smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
yoNc@

avatar

Mesaj Sayısı : 2318
Kayıt tarihi : 27/03/10
Yaş : 22
Nerden : cehennemin dibinden...

MesajKonu: Geri: Noluyor Orda..   Perş. Eyl. 16, 2010 4:12 pm

Sabrinka__Rocker demiş ki:
Yoncam,sag ol canim okuyamdim ,amma copy etdim sonra okurum ,chook uzunu onda Smile

Tamam cnm...
Sen okuda...
Very Happy Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.manga.web.tr
TWEETY__SABRINKA

avatar

Mesaj Sayısı : 455
Kayıt tarihi : 20/08/10
Yaş : 25
Nerden : Azerbaycan

MesajKonu: Geri: Noluyor Orda..   Perş. Eyl. 16, 2010 6:32 pm

yoNc@ demiş ki:
Sabrinka__Rocker demiş ki:
Yoncam,sag ol canim okuyamdim ,amma copy etdim sonra okurum ,chook uzunu onda Smile

Tamam cnm...
Sen okuda...
Very Happy Very Happy

Sen koyursun men okumammi,tabii ki,de okurum ,canimmm Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
yoNc@

avatar

Mesaj Sayısı : 2318
Kayıt tarihi : 27/03/10
Yaş : 22
Nerden : cehennemin dibinden...

MesajKonu: Geri: Noluyor Orda..   Perş. Eyl. 16, 2010 8:34 pm

Sen koyursun men okumammi,tabii ki,de okurum ,canimmm

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.manga.web.tr
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Noluyor Orda..   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Noluyor Orda..
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ferman Akgül Fan Sitesi :: Sadece Ferman! :: Ferman'a Mesajlar-
Buraya geçin: